Prenses Diana'nın Kayıp Sırları - Diana || Andrew Morton

KÜNYE
Orijinal Adı: Diana - Her True Story
Yazarı: Andrew Morton
Çevirmeni: Betül Günaydın Yıldırım
Tür: Biyografi
Yayınevi: Yakamoz Kitap
Goodreads Puanı: 3,83/5
Benim Puanım: 5/5

Film yıldızı Jeremy Irons ile sohbet ederken, Jeremy ona, “Oyunculuğa bir sene ara verdim,” dedi.

Diana gülümsedi ve yanıtladı: “Ben de.”

Diana‘yı dün bitirdim. Beklediğimden daha tatmin edici bir okuma serüveni oldu. Özellikle son bölümlere geldiğimde birkaç damla gözyaşını engelleyemedim. Birçok sıfata sahip biri Diana ama bu kitaba kadar sadece Diana olarak onu tanımamıştım. Eminim siz de tam olarak tanımadınız. Daha aile hayatından olumsuzluklarla karşılaşmış biri kendisi. Anne ve babası erkek çocuk beklerken üçüncü kızları olarak doğmuş Diana. Daha sonra anne ve babasının boşanma süreci ve sonrası içinde bulunduğu olumsuzluklardan. Prens Charles’la evliliği söz konusu olduğunda ki heyecanını, hayallerini hem kendisinin sözleriyle hemde yazarın sözleriyle okurken, olacakları bilmiyormuş gibi bende umutlandım ama Diana evlilikleri gerçekleşmeden önce hissetmiş üçüncü bir kişinin varlığını. Yani Camilla’yı...

İngiliz Kraliyet Ailesi ile ilgili herkesin bir fikri vardır sanıyorum. Açıkçası ben bu yolculukta Diana’nın yalnız bırakıldığını bilmiyordum. Charles’tan neredeyse hiç destek görmemiş desek yeridir. Saray da ona “Kendi başınasın,” demiş kısaca. Böyle yardımsever, naif bir insanın mutlu bir sona kavuşamamış olması...çok yazık gerçekten. Netflix’teki belgeselini izlemedim ama kitap okumayı seven biri olarak önerebileceğim şekilde kaleme alınmış bir biyografi. İlk bölüm Diana ile yapılan röportajların kesitlerinden oluşuyor. Onu da belirtmek isterim.

ARKA KAPAK

Kalbinde çok büyük umutlar vardı. Onu çok sevecek, koruyup kollayacak, adımlarında ve kararlarında kendisini destekleyecek bir adamla evlenecek ve çok mutlu olacaktı.
Ancak kaderin, onun için planları bambaşkaydı.
Kendisinin de söylediği gibi, on iki ila on beş sene sürecek olan
Galler Prensesliği boyunca yeme bozukluğundan, eşi Prens Charles’ın sadakatsizliğine; kraliyet ailesi tarafından dışlanmaktan, medyanın bunaltıcı ilgisine kadar sayısız sorunla başa çıkmak zorunda kaldı.
Tüm bu süreç boyunca da tek dayanağı, her şeyden çok değer
verdiği çocuklarıydı.
Kısa ve acılarla dolu bir hayat sürmüş olsa da Diana, kraliyet ailesi, kraliyet sistemi ve halk üzerinde silinmez bir iz bıraktı; halkın ve gönüllerin prensesi oldu. Ölümünün üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin, Galler Prensesi Diana, yalnızca anılarımızda değil, aynı zamanda Prens William ve Prens Harry’nin hayatlarında, yaptıkları ve yapacakları işlerde yaşamaya devam edecek.
Prens Harry’nin söylediği gibi:
“Umuyorum ki, şimdi yaptıklarımızla büyük bir gurur duyarak,
gözlerinde yaşlarla bize bakıyordur.”

“İlk günden beri asla bir
sonraki kraliçe olamayacağımı
biliyordum.”

Share this:

, , , , ,

Yorumlar

0 yorum:

Yorum Gönderme