Göksu’nun Köşesi || Aşka İnanmayanlar

Paulo Coelho’nun alıntısıyla başlamak istiyorum bu hafta,

“Yeni aşkların eski tecrübelerle kesinlikle hiçbir ilgisi yoktur. Aşk her seferinde yepyenidir.”
Paulo Coelho 


Sanırım birçok kadın hayatında bir veya birden fazla kez “geçmişindeki kadınlar” yüzünden aşka olan inancını kaybettiğini iddia eden erkeklerle karşılaşmıştır. Bu ya bir dosttur ya da kalbinizi açmaya hazır olduğunuz bir erkek; ancak ne yaparsanız yapın onun düşüncelerini değiştiremezsiniz. Değiştirmemelisiniz de. Keza insanlar ne huylarından ne davranışlarından bir başkası için vazgeçerler. Bir insanı değiştirebilecek güç yalnızca o insanın içinde saklıdır. Sadece kendisi isterse değişir. Yani demem o ki, ısrar etmekten vazgeçin. İnandırmaya çalışmaktan vazgeçin. Bu davranışlarınız çoğu zaman kişinin sizden daha da uzaklaşmasına sebep olur. Kimse kendisine ne yapması gerektiğinin söylenmesinden hoşlanmaz. Zaten insanlık olarak en büyük problemimiz empati kuramamak. Diyeceksiniz ki sevgi aramak, beklemek veya istemek suç mu? Elbette değil. Sadece size o an aradığınız sevgiyi vermeye hazır veya istekli olmayan insanda ısrarcı olmak yanlış.
Açıkçası benim bu konuyla ilgili tek problemim bunu erkeklerin rahatça dile getirebiliyor olması. Bir kadın sanki geçmişinde ne yaşarsa yaşasın aşka yelken açmaya hazır oluyor. Ya da en azından benim karşılaştıklarım.
Hadi cinsiyetçiliği bırakalım, herhangi bir insanın şu an karşısında olan kişiye yeterince arzulu ve istekli yaklaşamamasının sebebi olarak geçmişindeki insanları göstermesi beni hayatta en çok sinirlendiren şeylerden biri. Senin aşka inanmamanın sebebi ben değilsem bunun suçlusu da ben olamam. Bana acı çektirmeye, hayatıma girdikten ve yerleştikten belli bir süre sonra bunu söyleyip kenara çekilmeye hakkın yok.
Belki de beni en çok sinirlendiren şey insanların başka insanlar üzerinde herhangi bir hakka sahip olduklarını düşünmeleridir. “Seni seviyorum ama sana aşık değilim” cümlesini ele alalım. Merhaba, ben seninle ilgili duygularından tam anlamıyla emin olmayan, sevdiğini söyleyerek seni kırmamaya çalışan ancak aşık olmadığımı söyleyerek bana bel bağlamamanı isteyen bir bireyim. Saçmalığın daniskası. 
Aşk derecelidir. Aşk değişkendir. Aşkı aşk yapan şey herkesin içinde farklı olması herkese karşı farklı hissedilmesidir, onu özel kılan şey tarifsizliğidir. Tarifi olsa aşk olmaz derler ya aynen öyledir. Aşk hayatta sadece bir kere yaşanmaz. Bazen kitaplara veya bir mekana bile aşık olabiliyorken böyle güçlü bir duyguyu tüm hayatınız boyunca yalnızca tek bir insanla yaşayabileceğinizi neden düşünüyorsunuz? Ya da aşkın tek bir formu olduğunu size düşündüren ne? Bazı aşklar acıdır çünkü ya sonu kötü biter ya da asla karşı tarafla bir etkileşime geçilemez. Bazı aşklar dönemseldir, çocukken aşık olduğunuz kişiye hissettiğiniz saf duygular ile ilerleyen yaşlarda hissettiğiniz duyguların aynı olması mümkün olamaz. Bazen aşklar başlar ve huzurun içinde boğulmak isteyecek kadar sonsuz hissettirir. Bunun sebebi koşulların asla aynı olmamasıdır. Kişiler farklı, mekanlar farklı, cümleler ve yaşantılar farklı iken aşkın yalnızca ve yalnızca bir kişiyle ve tek bir hisle bağdaştırılması gerçekten anlamsızdır.
Bir insanın sadece gülüşüne de aşık olunabilir ve bunda yanlış olan hiçbir şey yoktur. Bazen bir ebeveyn gibi sarıp sarmalamasına, bir ağabey abla gibi koruyup kollamasına ve şevkatine bazen huzuruna bazen çılgınlığına. Bunu siz seçersiniz başkası değil. Size kimsenin “Aaa ama bu hissettiğin aşk değil ki sadece hayranlık/hoşlanma!” demesine izin vermeyin. Söyleseler bile onları dinlemeyin. Eğer içinizde hissettiğiniz kıvılcım hoşlanmaysa, aşksa, dostluksa bunu yalnızca siz bilebilirsiniz.
Elbette kimseyi bize aşık olmadığı için suçlayamayız. Hayatınıza giren herkes sizinle aynı duyguları paylaşmak zorunda değildir. Elbette bunları sizlerin de bildiğini biliyorum. Sadece bazen çok iyi bildiğimiz şeyleri başkalarının hatırlatmasına ihtiyacımız vardır. En iyi tavsiyeleri başkalarına verirken kendimize gelince hep aynı hataları yapmamız da bundan kaynaklanmıyor mu zaten?
Yani aslında ben kendinizi tanımadan başkasını tanımaya çalışmanıza kızıyorum. Bana aşık değilsen benimle bir ilişki kurmaya çalışanlara kızgınım.
“İlla aşk lazım mı?” dediğinizi duyar gibiyim. Aşk söner sevgi kalır diyor herkes çünkü değil mi? Aşk çok lazım. Size aşık olan bir adam ya da kadının yaşı ilerledikçe aşkı sönse de merhameti kalır gözünün içindeki ışıltısı kalır ve o sizi ömür boyu sıcacık tutar. 
Bunu çok erken yaşımda nereden mi biliyorum? Çünkü ne kadar kavga etseler de asla yataklarına küs gitmeyen ebeveynlerin çocuğuyum. Ve böyle bir aile gördükten sonra sırf “eski aşklar kalmadı” saçmalığına inanıp da azıyla yetinecek değilim.
Siz dünyaları altın tepsiyle önüne sererken size bakır bir tasla bile su vermeyenlerden çok daha iyisini hak ediyorsunuz. 
Siz aşka inanırken inanmayan, ya da siz inanmazken inanan biriyle beraberseniz lütfen birbirinizin vaktini harcamaktan vazgeçin. Çünkü zaman çok kısa ve dünya çok kalabalık. Herkes kendi için doğru insanın yanlış kişilerle oyalanmasını bekliyor. 
Seven sevdiğine sevdiğini söylesin bence. Dünya zaten yeterince soğuk ve acımasız.

Göksu SARIOĞLU 

Share this:

, , ,

Yorumlar

0 yorum:

Yorum Gönderme