Semerkant || Amin Maalouf






Künye
Orijinal Adı: Samarcande
Yazarı: Amin Maalouf
Çevirmeni: Ali Berktay
Tür: Tarihi - Kurgu
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
Goodreads Puanı: 4.21/5
Benim Puanım: 5/5








"Her gün biri çıkar, başlar, benim ben demeye,
Altınları, gümüşleriyle övünmeye.
Tam işleri dilediği düzene girer,
Ecel çıkıverir pusudan: Benim ben, diye." 
İçinde merak ettiğim başka bir unsuru barındırıyor diye okumaya başladığım ve düşündüğümden daha çok beğendim bir kitap oldu Semerkant. İçinizden, haklı olarak, boşuna o kadar baskısı yapılmadı diyebilirsiniz. Ancak okuma niyetimin aslını Ömer Hayyam'ın Rubaiyat'ı değil de Haşhaşiler oluşturunca ve neredeyse kitabı bitime sürecim bir ayı bulunca son sayfasına geldiğimde içimin tatmin duygusuyla dolması şaşırtıcı oldu.

Serüven 1072 yılında Nişapurlu meşhur Ömer Hayyam'ın yolunun Semerkant'a düşmesiyle başlar. İlk iki bölümde Ömer Hayyam'ın Semerkant Yazması'nı (Rubaiyat kitap boyunca bu şekilde anılıyor) kaleme alış sürecini, o dönemin İran Tarhini,  Nizamülmülk ve Hasan Sabbah ile nasıl yollarının kesiştiğini ve ayrıldığını, Cihan ile aşkını okuyoruz. 

"Şirin'in mektuplarından birinde rastladığım şu buz gibi düşünce beni irkiltmişti: 'İran hasta' diyordu. 'Başucuna bir sürü gelenekçi, yenilikçi hekim toplanmış, her biri kendine göre bir ilaç öneriyor, hastayı kim iyileştirirse gelecek de onun olacak. Eğer bu devrim zaferi kazanırsa mollalar demokratlaşmak zorunda kalacak; eğer başarısız olursa, demokratlar mollalaşacak." 

Son iki bölüm olan üçüncü ve dördüncü bölümde ise Amerikalı Benjamin O. Lesage Semerkant Yazması'nı bulmak üzere bir yolculuğa çıkar. Önce İstanbul'a gider. Sonrasında İran'a. Bu yolculuk boyunca 1. Dünya Savaşı'ndaki İran'ın durumuna da tanık oluruz aynı zamanda. 

"Bir zorba karşısında kazanılacak zafer nihai amaç olamaz; İranlılar özgür insanlar, bizim deyimimizle Âdem oğulları olduklarının bilincine varsınlar, kendilerine, kendi güçlerine inansınlar, bugünün dünyasında kendilerine yeniden bir yer bulsunlar diye savaşıyorum ben. Burada başarmak istediğim de bu. Bu kent Şah'ın ve mollaların vesayetini reddetti, büyük devletlere meydan okudu, gönülden insanların dayanışmasını ve hayranlığını kazandı her yerde. Tebrizliler kazanmak üzereydi, ama kazanmalarına izin verilmiyor, çünkü bu örnek herkesi fazlasıyla korkutuyoraşağılamak istiyorlar onları."
Tarihi gerçekler oldukça başarılı bir kurguyla ele alınmış. YKY'nin önceki çevirisi nasıldı bilmiyorum ancak Ali Berktay'ın çevirisi beni memnun etti. Kelime seçimleri yerinde olmuş. Henüz okumayanlara ve biraz bile doğuya ilgisi olanlara okumalarını tavsiye ederim. Keşke okuma tercihi ilgiye kalmasa ve lisede okutulması gerekenler arasında bulunsa. Bir de Semerkant'ı okuduktan sonra Marjane Satrapi'nin Persepolis'ini okumanız naçizane tavsiyemdir eğer onu da okumadıysanız daha öncesinde. 

"Denize düşüp kaybolan su damlası
Toprağa karışan toz zerresi
Nedir bu dünyaya gelip gidişimizin manası?
Fena bir böcek işte, bugün var yarın yok."



Share this:

, , , , , , , , ,

Yorumlar

1 yorum:

  1. Hayatimda tanidigim en anlamli kisilik.
    Ve hayatimin geri kalabini gecirmek istedgim tek kadin.

    YanıtlaSil