Bininci Kat || Katharine McGee || İnceleme


Künye

Orijinal Adı: The Thousandth Floor
Yazarı: Katharine McGee
Çevirmeni: Elif Öztarhan Karadoğan
Seri Adı: Bininci Kat
Seri Sıralaması: 1/3
Tür: Yeni Yetişkin - Aşk - Gizem - Entrika - Distopya
Yayınevi: Dex
Goodreads Puanı: 3.67/5
Benim Puanım: 4/5

Gossip Girl’ün yüksek teknolojiyle harmanlanmış dünyasına hoşgeldiniz!

Yalanlar, entrikalar üzerine kurulmuş kitaplardan ve dizilerden uzak durmayı tercih ederim genelde. Çünkü okurken ve izlerken gerim gerim gerilmek hiç hoşuma gitmez. Karakterlerin aptallıkları sonucu bu hale gelmişimdir. Zeka ürünü bir gelişme yoktur ortada. 
Eh, bu kitabı okurkenki gerilme sürecim de böyle oldu…

Tarih 2118 yılını gösterirken pek çok dizi ve filmde olduğu gibi bu kitapta da merkezimiz ABD, New York Şehri (Her şey önce Amerikalıların başına gelmeli çünkü). Teknolojik bir devir, yapay zekanın kol gezdiği bir ortam ve en önemlisi kitabın ana teması olan Kule.
Bu bin katlı Kule başka şehirlerde de yer alıyor ama ilk olarak New York’da kurulmuş. Günümüzdeki sitelerin tek bir binada toplanmış hali diyebiliriz Kule için. Zemine yakın olan katların daha geniş olduğunu belirtmekle beraber okullardan, restoranlara, mağazalar, parklar, kiliseler vb pek çok alan katlarda mevcut. Siz düşünün Kule’nin büyüklüğünü. Ayrılmak istemeyeceğiniz, her ihtiyacınızı karşılayan bir Kule. AşağıKule, ortaKule, yukarıKule olarak sınıflandırılmış. Ve herkesin derdi yükseklerde olmak.

En azından başta öyle görünüyor.

Kitap bir ölümle başlıyor. Biri Bininci Kat’tan düşüyor. Tabii kim olduğunu bilmiyoruz son sayfalara kadar. Kaza mı? Cinayet mi?
Beş farklı karakterin ağzından anlatılıyor olaylar. Avery, Leda, Eris, Rylin, Watt… Avery içlerinde en zengin olandır. Bininci Kat’ta oturuyordur. Güzelliğini ise İsviçre'de, önde gelen araştırmacılara borçludur diyebiliriz. Anne ve babasının DNA’larının milyonlarca birleşiminden birinde şimdiki haline sahip olmasına sebep olan gen sayesinde böyledir. Neredeyse pek çok kişi onu mükemmel olarak addediyordur. Oysaki Avery içten içe bir kusuru olsun istiyordur. Aslında bir kusuru da vardır ileride başına iş açacak…
Leda, Avery’nin en yakın arkadaşlarından biridir. Sonradan yükseklere çıkmıştır. Tüm yazı rehabilitasyonda geçirdikten sonra Kule’ye dönmüştür. Yalnız rehabilitasyona gittiği aile içinde bir sırdır. Avery’e bile söylememiştir. Leda’nın bu hale gelmesine sebep olan neden ise ikisinin de sonradan öğreneceği üzere direkt Avery ile bağlantılıdır aslında…
Eris de Avery’nin arkadaş grubuna dahildir. YukarıKule’li olarak tüm güzelliklerden, ihtişamdan faydalanıyor, sonuna kadar havasını atıyordur. Tam aklı bir karış havada zengin kızı tiplemesi anlayacağınız…

Bu zenginlikten uzak ama sonrasında kendini olayların içinde bulan karakterlerimiz Rylin ve Watt’a gelirsek, ikisi de aşağıKule’lidir. Anne ve babasını kaybettiğinden beri Rylin’in tek derdi kızkardeşine bakabilmektir. Onun için okulunu bile bırakmış ve işe girmiştir. Bir gece kendi arkadaş grubuyla partileyeceği sırada bir telefon alır. YukarıKule’den Cord Anderton’dır arayan. Annesinin eski işverenlerinin oğlu. Bir gecede alacağı parayı duyunca teklifi kabul eder. 
Watt’a gelirsek onun için sadece teknoloji dehası demek istiyorum. Okudukça keşfetmeniz gereken bir karakter. 


Yazar sınıf farkını başarılı bir şekilde ortaya koymuş. Bundan yüzyıl sonrasını düşündüğümde yazarın hayal ettiği teknolojik gelişmeler, Neden olmasın? Dedirtti. Mesela gözlerinizde yer alan bir iletişim aracı. Dokunduğunuzda yaşamsal verilerinize göre size yiyecek ve içecek önerisinde bulunan buzdolapları ki bunun oda versiyonu da var. Kapıdan girdiğiniz anda 4 boyutlu tarama ile vücut ölçülerinizi alan mağazalar, hava taksiler vb. pek çok şey. Tabii aşağı katlara indikçe faydalanamadığınız şeyler de oluyor.
Bu yönüyle Bininci Kat’ın distopik bir eser özelliği taşıdığını da belirtmekten memnuniyet duyarım. Olası bir felaket senaryosu gibi. Tabii bu senaryosunun sınıf farklılıkları kısmına odaklanıyoruz kitapta. Beni delirtmesine rağmen yazarı takdir ediyorum. Bu kadar çok malzemeyle işi batırması olası ama yazar iyi veya kötü dengede durmayı başarmış. Beş yıldızlık bir eser değildi benim için ama dört yıldızı kesinlikle hak ediyor. 

İkinci kitap olan Yükseklik Sarhoşluğu geçtiğimiz haftalarda yurtdışından önce bizde çıktı bu arada. Dex böyle güzellikler yaparken şu redaksiyon işine de bir el atsa güzel olacak. En son sorunsuz okuduğum kitapları Karanlık Sevgili idi. Çevirisinden redaksiyonuna neredeyse mükemmeldi. Bu kitabın çevirisi kötü değil. Gayet akıcı hatta ama üçten fazla redaksiyon hatası görürsem söylemeden edemiyorum. 

Çok uzun bir yorum oldu benim için ve hâlâ bahsetmek istediğim şeyler var. O yüzden sözü size bırakmak istiyorum. Okudunuz mu Bininci Kat’ı? Neler düşünüyorsunuz? 



Share this:

, , , , , , , , ,

Yorumlar

0 yorum:

Yorum Gönder