Karanlığın Elli Tonu (Fifty Shades Darker) || Film İncelemesi


Künye


Yapım: 2017 - ABD
Tür: Erotik - Aşk - Dram
Yönetmen: James Foley
Oyuncular: Dakota Johnson, Jamie Dornan, Eric Johnson, Kim Basinger, Eloise Mumford, Rita Ora...
Senaryo: E. L. James, Niall Leonard
Yapımcı: Dana Brunetti, Michael De Luca, E. L. James, Marcus Viscidi


Film çok ama çok güzeldi...

Elbette ilk gün ilk seansta izledim ama şimdilik bir kere izleme fırsatım olduğu için o günün kalanını ve cumartesi gününü filmi düşünerek ve kitapla ne kadar paraleldi ne kadar değildi tartarak geçirdim. 
Filmden çıktığımda ilk söylemim 'mükemmeldi'. Ancak daha sonra durup düşündüğümde eksikliklerini de göz önünde bulundurarak 'çok güzel' ifadesine dönüştü. Yinede bu ilk filmden daha iyi olduğunu düşündüğüm gerçeğini değiştirmiyor.


Seriyi okumayanlar için bu filmin konusundan kısaca bahsedecek olursam, ilk filmin sonunda Anastasia daha fazla Christian'ın hakim yönünü kaldıramayacağını fark etmiş ve onu terk etmiştir. Onun istediği kalpler ve çiçeklerdir...
İkinci kitaba/filme geldiğimizde Ana, Christian'ı terk edeli beş gün olmuştur (Bu kitaptaki süre, filmde hızlı geçtikleri için daha da kısa gelmiş olabilir). Ana'nın arkadaşı Jose'nin sergisi bahanesiyle bir araya gelirler ve Christian ondan bir şans daha ister. Kalpler ve çiçekler'i denemek istiyordur. Anastasia'a da ayrılık sebebiyle çok üzgün olduğu için tekrar denemeyi kabul eder (kitapta beş kilo vermişti, her ne kadar filmde iyi gözükse de). 
Bu sefer daha aşk dolu sahnelerle karşımıza gelen Ana ve Christian'ı mutlu günlerin yanında sıkıntılı günler de bekliyordur. Daha yakından tanıyacağımız Christian'ın geçmişi peşlerindedir. 

Gerçek aşkın yaralı bir ruhu iyileştirmesinin dramatik ve seksi hikayesi...



Bu noktada spoiler uyarımı vereyim. Her ne kadar detay vermemek için dikkat etmeye çalışacak olsam da olumlu veya olumsuz gördüğüm şeyleri açıklamak için örnekler vereceğim. Uyarmadı demeyin :).

Eric Johnson (Jack Hyde)
Öncelikle belirtmeliyim ki performansların geneli çok iyiydi. Jack Hyde rolünde, Anastasia'nın patronu olarak izlediğimiz Eric Johnson tahmin ettiğimden daha çok etkiledi beni. Kitabı okurken daha çok olumsuz şeyler hayal etmiştim kendisi ve görünüşü ile ilgili ama adamda bir Grey potansiyeli var resmen! Neredeyse Jamie Dornan'dan daha fazla hemde (: .


Kim Basinger (Elena Lincoln)

 Bir diğer şaşırtan oyuncu da Elena Lincoln (ya da alışık olduğumuz adıyla Bayan Robinson) rolünü canlandıran Kim Basinger'dı. 'Ondan başkası olmazmış' dedirtti.

Bella Heathcote (Leila)



 Bir diğer başarılı bulduğum oyuncu ise Christian'ın eski itaatkarlarından biri olan Leila'yı canlandıran Bella Heathcote'tu.

 Bu üç isimde rollerinin hakkını vermiş.





 

Filmden sonra konuştuğum bir arkadaşım adını hatırlamadığım bir haber sitesinde filmin yönetmeninin erkek olmasından dolayı feminizm yönünü kaybettiğine yönelik bir eleştiri görmüş. Şahsen buna katılmıyorum. Dakota ilk filmde karaktere kattığı yorumu bu filmde de devam ettirmiş. Bir örnek vermek istiyorum bununla ilgili o yüzden belirteyim kitabı okumayanlar için spoilerdır. Ana ve Christian, Jose'nin sergisinden sonra yemek yemeğe giderler. Filmde de kitapta da. Yalnız kitaptan farklı olarak gelişen bir sahne var. Christian her ikisi adına sipariş verdiğinde kitaptaki Ana cılız bir itirazda bulunur. Ancak filmde başka bir yemek söyler ve Christian buna gülümsemekle yetinir. 
Tabii bu örnekle dikkat çekmek istediğim bir başka nokta var ki o da Jamie'nin performansı. İkinci kitapta olan olaylar bakımından daha fazla aşık daha az Elli olan bir Christian var. Anastasia'yı kaybetmek istemeyen  ama aynı zamanda kontrolcü yapısını henüz tam olarak azaltamayan bir Christian... Ancak filmde Jamie daha çok 'Anastasia'yı kaybetmek istemeyen Christian'ı canlandırabilmiş. Kontrolcü CEO'nun baskın havasını pek yakalayamadım. 



Film ile kitabın paralelliğine gelirsem, kitabın girişindeki sahne filmde de aynen verilmişti. Buna çok sevindim. Christian'ın geçmişinden dolayı önemliydi. Ancak sonraki süreç çok hızlıydı. (Kitabı okumayanlara spoiler) Kitapta Anastasia  Jose'nin sergisine gitmeden önce Christian ile mailleşiyor ve sergiye birlikte gidiyorlar. Ancak filmde Anastasia tek gidiyor ve tahminen içeri girdikten otuz saniye sonra falan Christian'ı görüyor. Damdan düşer gibi. İki üç dakika uzun olsaydı ne olurdu sanki bu sahne? Uzunluktan bahsetmişken üçlemenin temelini oluşturan seks sahnelerine değinmeden olmaz. İlk filmdeki sahneler müziklerinde etkisiyle daha vurucuydu ama bu filmdekiler yetersiz geldi. Kitaptaki çeşitlilik kullanılmaya çalışılmış ama kısaydı. Bu türdeki bir film için gerçekten kısaydı ki bu filmin müzikleri de o kadar etkileyici değil. Sadece Zayn ve Taylor Swift'in I Don't Wanna Live Forever şarkısı ön plana çıkarıldı üstelik.


        

Bir diğer yetersiz gördüğüm sahnelerden biri de yukarıda fotoğrafını gördüğünüz sahne. Neden? Bu da yeteri kadar uzun değildi. Ayrıca bu sahnenin ekstra bir önemi var kitapta. (Kitabı okumayanlar için spoiler) Filmde Leila'nın Anastasia'ya saldırısından sonra izlediğimiz sahnede Christian bir çözülme anı yaşıyor. Kitapta bu çözülme anından sonra Christian  Anastasia'ya evlenme teklif ediyor. Keşke filmde de böyle olsaydı.
Neden olmadığını sorguladığım sahnelerden biri de bilardo sahnesiydi. Üstelik çekilmiş bir sahne. Sırf dvd'ye koymak için filme eklememişler. Oysaki fanlar her türlü dvd'yi alacak zaten.
Ayrıca Christian'ın terapisti Dr. Flynn yoktu! İkinci ve üçüncü kitapta oldukça önemli rollere sahip. Kate'in kardeşi Ethan'da olmayan karakterler arasındaydı...

Elbette bir kitap olduğu gibi uyarlanamaz. Zaten kitabın bizdeki baskısı 600 küsür sayfa. Fakat yukarıda bahsettiklerim benim için önemli olanlardı.
 Diğer değiştirilen ya da olmayan sahneler rahatsız etmedi. Yeni eklenen diyalogları ve birleştirilen sahneleri beğendim. Küçük ama beni mutlu eden bir detayı da paylaşmak isterim. Bu filmde Christian'ın telefonu Blackberry'di. Kitapta özellikle vurgulanan bir durum ve marka olduğu için ilk filmde iPhone olması rahatsız etmişti.



Olumlu ve olumsuz yanlarıyla benim çok sevdiğim bir film oldu Karanlığın Elli Tonu. Serideki en iyi kitaptı ve yönetmen değişikliğinden sonra ortaya konulan işi daha çok beğendim. Kostüm ve mekanlar göz alıcıydı. Tam bir görsel şölen anlayacağınız. Anastasia ve Christian arasındaki kimya kusursuzdu. Charlie Tango sahnesinde Grace ve Anastasia'nın diyaloğu beni ağlatmayı başardı. Leila ve Christian'ın karşılaşması beni yaralayan sahnelerden biriydi. Yukarıdaki kalpler ve çiçekler sahnesi, yelken sahnesi, evet olayı da içimi mutlulukla dolduran sahnelerdi. Grace ve Elena'nın karşı karşıya geldiği sahne de tatmin ediciydi. 

Bana kesinlikle yetmeyen, içimde daha çok izleme isteği uyandıran, iki yıl beklediğime değen bir filmdi... Şimdiden ikinci ve üçüncü kez izlemenin planlarını yaptım.
Film bittikten sonra sakın hemen çıkmayın. Üçüncü filmden bir sneak peak vardı beş saniyelik. 2018 için sabırsızlanıyorum (: ...


"Daha fazla kural yok. Daha fazla sır yok..."


Filmdeki müzikler. D&R'ın sitesinden sipariş verebilirsiniz.



Share this:

, , , , , , , , , , ,

Yorumlar

2 yorum:

  1. Güzel yorumun için gerçekten teşekkürler! Henüz buralara gelmediği için film ben yerimde sayıyorum o yüzden dolayı çok sevdiğim bir yorum oldu. Tekrar ve tekrar keyifli seyirler <3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beğenmene çok sevindim! Asıl ben teşekkür ederim yorumun için. Şimdiden sana da keyifli seyirler. Umarım seversin <3 .

      Sil