Altı Çizili || Juliet Paramparça || Leisa Rayven



Yeni bir konu başlığıyla merhaba. Yeni diyorum çünkü okuma etkinlikleri dışında, alıntı başlığı altında yazı paylaşmıyordum. Fakat keyifle okuduğum ve bir sürü kısmını işaretlediğim çok fazla kitap var ve bazısının yorumlarını bile paylaşmıyorum. Durum böyle olunca en azından sevdiğim ve alıntı niyetiyle işaretlediğim kısımları paylaşabilirim diye düşündüm. İlk seçtiğim kitap ise Juliet Paramparça oldu.



Bilmeyenler için Sahte Romeo'nun ikinci kitabı olduğunu belirteyim. İlk kitapta olduğu gibi bu kitaba da bayıldım! Muhteşem bir final olmuş! Yeni Yetişkin türünü sevenlere önerebileceğim bir seri Starcrossed kesinlikle. Üçüncü bir kitap daha var ama onda Ethan'ın kardeşi Elissa var. Daha az heyecanla beklediğimi söyleyebilirim o yüzden :). Ee, alıntılara geçelim o zaman. Formalite icabı 'spoiler içerebilir' uyarımı da vereyim:





   "Cassie..." Elime dokundu. Sonra bileğime ilerleyerek elini kolumda gezdirdi. Dokunduğu her yerde tüylerim ürperdi. "Sen ne istiyorsun?"   Onu istiyorum. Onu isteyemem. Ona ihtiyacım var. Ona ihtiyacım olmasından nefret ediyorum.   "Bilmiyorum," diye fısıldadım.   "Ben biliyorum," deyip bana doğru eğildi. "Beni içeri davet et. Söz veriyorum. Bu kez kalmak üzere buradayım."


   İnanılmaz!
   İki insan birbirinden daha ne isteyebilirdi ki?   Derince iç geçirdim.   Üstümde Ethan'ın bedeninin ağırlığını hissediyordum.  Yüzünü boynuma bastırmıştı.  Parmaklarımı saçlarında gezdirip yeterince oksijen almaya çalıştım.   Yumuşak bir tonda, "Seni seviyorum Ethan Holt," derken hâlâ nefes nefeseydim. "İşler ne kadar sarpa sararsa sarsın, sadece bunu hatırla. Tamam mı?"   Bir anlığına kasıldı.  Tam bana karşılık vermediği için çok büyük bir hayal kırıklığı duyacakken nefes vererek, "Ben...ben de seni seviyorum," dedi.


   Geri çekildi ve gözlerini kapatarak alnını alnıma koydu.  "Tek ihtiyacım olan, ne kadar farklı olabileceğimizi kanıtlayabilmem için bir şans daha Cassie. Lütfen. İkinci şansların çok nadir olduğunu biliyorum ve burada durmuş, üçüncü bir şans istiyorum ama... Off! Sana ihtiyacım var ve her şeye rağmen senin de bana ihtiyacın var. Sadece evet de. Lütfen."


   Size Nasıl Geliyorsa*'dan bir söz aklıma geldi: "Bütün dünya bir sahne ve bütün erkekler ve kadınlar sadece oyuncular.” Burada durmuş Ethan'a bakarken bu kavramın daha önce hiç olmadığı kadar doğru olduğunu fark ettim. The Grove artık bizim sahnemizdi. Bunlar da yeni rollerimizdi.
   Ayrı.   Sevgisiz.   Birbirinden etkilenmeyen.   Derin bir nefes aldım.   Perdeler açılsın!



   “O zaman neden gittin? Sinirli görünüyordun.”   Durdum ve bu konuda düşündüm. Cevabı hemen bulmak pek kolay değildi ama bulduğumda çok bariz geldi. “Çok uzun bir süredir, biriyle gerçekten yakınlaşamayacağın için, kendini korumayı bırakamadığın için ayrıldığımıza ikna etmeyi denedim kendimi. Sonra bugün... Connor'la o sahnede bunu yaptın. Olabileceğini bildiğim her şey ve çok daha fazlasıydın: tutkulu, cesur, sevecen, sabırlı, çok açık ve güçlü. Ben...öylesine kıskandım ve öfkelendim ki bununla başa çıkamadım. Nefret ettiğin bir erkekle öyle olabilip de benimle olamaman beni sana karşı daha da öfkelendirdi.”   Yüzünü görebilmem için beni geriye doğru itti. “Cassie, ben seninle birlikte olmak istiyorum. Her zaman. Eğer bu, ömrümüzün geri kalanı boyunca her gün çıplak olmamızı ve yüz farklı şekilde sevişmemizi de kapsıyorsa muhteşem. Dikenli tel ve demirden tulumlar giymiş bir halde oturup konuşmamızı kapsıyorsa yine muhteşem. Ben seni istiyorum. Şimdi. Bir hafta sonra. Bir yıl, on yıl sonra. Sen ne zaman hazır olursan. Benim istediğim hiçbir zaman değişmeyecek. İstediğim sensin. Sadece sen. Çıplak ya da giyinik olman benim için fark etmez.”


Bir bağımlılık edinmenin özelliği şudur: Öyle sinsice gelişir ki çok geç olana kadar başınızın ne kadar dertte olduğunu anlamazsınız. Siz nerede bittiğinizi ve onun nerede başladığını bilmeyene kadar, zihniniz ve bedeninizin her bir köşesinden sinsi sinsi geçer ve kancaları ile iplerini her yere nazikçe iliştirir. Dolaşık bu ağı çözmek de neredeyse imkânsızdır.


   Arkama dönmedim. Söyleyecek bir şeyi varsa sırtıma söyleyebilirdi. Yüzüm her şeyi açığa verirdi.
   “Beni görmek istemediğini biliyorum. Seni incittiğimi de biliyorum. Sadece... Kahretsin Cassie. Ben asla böyle bitmesini istemedim. Asla. Ama birinin senin için kendini değiştirdiğini anlamadan önce, o kişinin kendini feda edişini izlemenin de bir sınırı vardır. Üstelik söz konusu değişim iyi de değil. Sen olduğun gibi mükemmeldin. Umarım ben gittiğimde tekrar o haline dönebilirsin.”   Cevap veremedim. Anlamıyordu. Beni iyileştirmeye çalışarak durumu daha da beter bir hale getirdiğini anlamıyordu.

Share this:

, , , , , , , , , , ,

Yorumlar

4 yorum:

  1. Yorumu paglastiginiz icin yesekkur ederiz :))

    YanıtlaSil
  2. Çok tarzım değil böyle kitaplar ama ayraçların albenisi şaşırdım benimkiler pek tekdüze.

    YanıtlaSil