Geleceğin Diplomatından Notlar - Vol.2




Bu başlıkla tekrar merhaba :). Geçtiğimiz cumartesi diplomat okulu programının son günüydü. Ancak önceki üç programa kıyasla daha hafif bir program oldu. Bir konuşmacı da eksikti. Bu nedenle sanırım çok fazla not almadım.





İlk konuk Uluslararası Antalya Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Tarık OĞUZLU'ydu. Konu başlığı ise "Yeni Dünya Düzeni ve Yükselen Güçler' idi. Tahmin edersiniz ki konuşma Ortadoğu üzerinden ilerledi. En önemli söylemlerinden birinin 'Amerika'nın  artık elini taşın altına koymaması' olduğunu söyleyebilirim. Bu neden önemli, biliyorsunuz ki dünyanın neresinde bir çatışma olsa bir süre sonra Amerika o bölgeye askeri müdahalede bulunur ve karışıklık giderilir-di. Ama farkındaysanız Ortadoğu meselesinde olabildiğince uzak tutuyor kendini. Bu hareketinin aslında Avrupa'ya bir mesaj ilettiğini söyleyebiliriz 'Size daha yakın, maddi gücünüzde var, siz ilgilenin' . Amerika'nın artık Çin'le ilgilenmesi gerektiği de bir başka söylemdi.



Bir sonraki konuk T.C. Dışişleri Bakanlığı İkili Siyasi İşler Genel Müdürü Büyükelçi Ersin ERÇİN idi. Konu başlığıysa 'Diplomasi; Algı ve Gerçek'ti. Günün en iyi konusu ve en iyi konuşmacılarından biriydi bence. Ağırlıklı olarak bu başlıktan ve iyi bir diplomat olmanın gerektirdiği özelliklerden bahsetse de bilhassa dikkat çeken bir kaç nokta vardı. Sayın Erçin, 1995-1998 yılları arasında Şam'da Büyükelçilik yaptığı sırada katıldığı bir resepsiyondan bahsetti. Resepsiyonda devlet adamları ve diplomatların yanı sıra eski ve o zaman için aktif olan teröristler de mevcutmuş. O dönemin Başkan'ı Hafız Esad özellikle teröristlere yardım ve yatacak yer sağlıyormuş. Nedeni de askeri desteğe ihtiyaç duyduğunda onları kullanabilmek için. Yaş itibariyle yeni öğrendiğim bir şey oldu. Bunu özellikle anlatmamın sebebi ise teröristlerin yurtdışında ne kadar rahat hareket ettiklerine ve desteklendiklerine dikkat çekmek.

Bir başka söylem yine Çin ve oradaki Uygur Türkleri ile ilgiliydi. Hatırlarsanız geçtiğimiz yaz Çin'in Uygur Türk'lerine zulmettiği ile ilgili haberler dolaşıyordu sosyal medyada. Neyseki asılsız olduğu yapılan araştırmalar sonucu ortaya çıktı. Türkiye'deki Uygur Türkleri , Çindekileri buraya getirmek için özellikle bu söylemleri yayıyormuş. Bunun yanı sıra Sincan-Uygur bölgesinden başlayan terörist faaliyetleri varmış Çin'de. Bu yüzden de bölünme endişesi içerisindeymiş Çin. Çin'le ilgili son bir söylem daha, sayın ERÇİN 2023'te ekonomide 1.olacağını söyledi Çin'in. Bekleyip göreceğiz.



Üçüncü konuk AK Parti Adana Milletvekili, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Özel Temsilcisi Prof. Dr. Talip KÜÇÜKCAN'dı. Konu başlığı ise 'Ortadoğu'da Siyasal Dönüşümler ve Mezhepçiliğin Sonuçları' idi. Sanırım bu ay gerçekleşen oturumlar boyunca Ortadoğu'ya farklı bir açıdan  yaklaşan tek kişi sayın KÜÇÜKCAN oldu. Ortadoğu'nun ortamını belirleyeci faktörün din olduğunu belirtti. Özellikle Dinler tarihini öğrenmemizi tavsiye etti ki verdiği örnekle buna katılmamak mümkün değil. Biliyorsunuz  İsrail 1948 de kuruldu ve onun için her zaman söylenen bir şey varsa vadedilmiş topraklar üzerinde kurulduğudur. Bu sözün kaynağı ise Tevrat.

Daha sonra  Mezhep kavramından bahsettik. Burada belirteyim mezhepler din değildir ama din zannediliyor. Mezhepler üçe ayrılıyor. Birincisi itikadi, ikincisi fıkhi ve üçüncüsü de siyasi mezhepler. Siyasi mezhepler de içinde ikiye ayrılıyor. Biri haricilik diğeri ise şia ya da şiilik. Tabiki siyasi mezhepler ele alındı. Siyasi mezhepler Peygamber efendimizin ölümüyle beraber ortaya çıkmıştır. O zamandan beri de din ve siyaset iç içe geçmiştir. Tabi bu söz söylenince salondan 'devlet olarak dini ideoloji haline getirip getirmediğimiz' soruldu. Sayın KÜÇÜKCAN'ın cevabı ise hayır oldu. 'Çünkü devlet yönetimi anlayışımız itibariyle Cumhuriyetin kuruluşundan beri dini ideoloji haline getirmedik' dedi. Bir de Selefilik kavramından bahsedildi. Işid ve El Kaide'nin temel felsefesi haline geldiği söylenenler arasındaydı.


Son konuşmacı Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Görevlisi, Asya Çalışmaları Merkezi Uzmanı Dr. Altay ATLI idi. Konu başlığı ise 'Çin'in Yükselişi ve Küresel Dengeler Üzerindeki Etkisi' oldu. Kendisinin konuşması ağırlıklı olarak Çin ekonomisi üzerineydi. Ekonomi ile direkt olarak ilgilenmediğim için aldığım bir not yok ama Çin ekonomisinin durumuyla ilgili bu yıl söylenen şeylerden biri 'Yüksek ekonomik büyüme bugüne kadar Çin'in bölgesel bir güç olarak konumunu yükseltti. Ancak Çin halen bölgesel ve küresel bir güç olmaktan, Asya-Pasifik'teki Amerikan hegemonyasının yerine geçmekten çok uzak bir konumda' . Üzülerek belirtiyorum kaynağı not almamışım.


En kısa sürede, önceki iki programında notlarını paylaşmayı umuyorum. Yazıyı sonuna kadar okuyanlara teşekkür ederim. Kendinize iyi bakın :).

Share this:

, , , , , ,

Yorumlar

0 yorum:

Yorum Gönder