Eşekarısı Fabrikası - Iain Banks - Yorum




Künye

Orijinal Adı:The Wasp Factory
Yazarı: Iain Banks
Tür: Yeraltı Edebiyatı
Yayınevi: Koridor Yayıncılık
Goodreads Puanı: 3.87/5
Benim Puanım: 3.7/5




Kesinlikle tüyler ürpertici.


Çoğu kişinin bildiği üzere Eşekarısı Fabrikası daha önce yayımlanmış bir kitap. Uzun bir süredir de basımı yoktu. Neyseki Koridor Yayınları bu işe el attı. Güzel bir baskı ve çeviri ile de iki gün içerisinde okudum.

Benim yeraltı edebiyatına dair okuduğum ilk kitap oldu Eşekarısı Fabrikası. Okumadan önce de  hoşuma gitmeyebilecek şeylerin olduğunu biliyordum.

Bence önce yazarı tebrik etmek gerek. 1984 yılında böyle bir kurgu oluşturabilmek gerçekten hayalgücü istiyor -özellikle benzer bir durum yaşamadıysanız- . Ayrıca son sahneye kadar Frank'in yaptıklarının sebebinin deli olmasından kaynaklandığını düşünmüştüm. Ama gerçeğin bununla alakası yokmuş.

Asıl karakterimiz Frank, İskoçya'da tecrit edilmiş bir adada babasıyla birlikte yaşamaktadır. Kitabın tanıtımlarındaki kilit cümlede de dediği gibi üç kişiyi öldürmüştür...

Üstelik bu üç cinayeti de çocukken işlemiştir. Gerçi onun durumunda bunların ne derece cinayet olduğu da tartışılır. Öldürdüklerinden birisi kardeşi Paul, diğer iki kişi de kuzenleri Blyht ve Esmeralda'dır.

Öldürdüğü ilk kişi Blyht'dır. Onu öldürüş şeklinden sonra Paul ve Esmeralda'nın ölüm şekillerinde daha acımasız ve artan bir şiddet görünüyor.

Şiddet ve öldürme duygusunun, kimliğin, büyük küçük demeden insanlar üzerindeki etkisinin önemli bir örneği bu kitap.

Tabi Frank'in böyle olmasının suçlusu babası. Zaten tuhaf bir adam. Frank'e olduğu kadar diğer kardeşi Eric'e de ruhsal olarak fazlasıyla zarar vermiş.

Frank'in içindeki şiddetin -ya da belki de ruhsal bozukluğunun- yansıdığı bir başka şey ise Eşekarısı Fabrikası.

Okuduğum süre boyunca aklımdan devamlı geçen bir ifade varsa o da 'hastalıklı' kelimesidir. Bu türe yabancıysanız belki sizde aynı durumda kalabilirsiniz.

Finalde gerçekler açığa çıktığında çok şaşırdım. Yukarıda da dediğim gibi Frank'in deli olduğunu düşünüyordum. Toplum olarak uzak durduğumuz bir gerçek çıkıyor karşımıza. Belki Türkiye'de bunun çok örneği yok -şükür ki- ama yabancı ülkelerde fazlasıyla olduğundan şüpheleniyorum. Özellikle bu kitaptan sonra.

Okumaya niyeti olanlar kesinlikle okusun. Hatta bu yazıya denk gelirseniz ve yorum bırakırsanız çok sevinirim. Sizinde düşüncelerinizi öğrenmek isterim :).

Share this:

, , , , ,

Yorumlar

0 yorum:

Yorum Gönder