Bekir - Işıl'ca - Yorum





Künye

Kitabın Adı: Bekir
Yazarı: Işıl'ca
Seri Adı: Bir Türk Masalı
Seri Sıralaması: 3/4
Tür: Aşk - Aile - Arkadaşlık - Dram
Yayınevi: İndigo Kitap
Goodreads Puanı: 4.60/5
Benim Puanım: 5/5




"İyiyim... İyiyiz... Biz hep iyi oluruz."


Şu an oldukça üzgün ve süzgün durumdayım...
Nedeninin kitabın bitmesi yüzünden olduğunu anlamışsınızdır herhalde.

Ne kitap yazmışsın be ablam! Hiç bitsin istemedim. Hep okuyayım Bekir'i, Ali'm 'i, Duygu'yu ve Sedat'ı... Hiç çıkmayayım bu dünyadan...

Bekir içlerinde en sessiz olandı hep. Duygu ve Ali'm 'i okurken Bekir'i ne sevmiş ne sevmemiş sadece 'Can' olarak kabullenmiştim. O yüzden bu kitaba başladığımda Bekir'i bu kadar çok sevdiğime inanamadım...

Bekir, babası ve annesini kaybettiğinden beri öksüz kalmış, başta dayısı olmak üzere aile fertleri için çeşitli işler yapmaya başlamıştır. Bir gün yapılan bir iş sonucu ortadan kaybolması gerekir ve dayısı da en iyi yolun askere gitmesi olduğunu söyler. Bu süreçte olanlar unutulup gidecektir. Böylelikle Bekir acemiliğini yapmak üzere önce Antalya'ya gider, sonrası Usta Birliği için Afyon...

Önce Dursun ve Durmuş kitaba dahil olur. O kadar çok güldürdüler ki beni, o askerlik hiç bitmesin istedim. Instagram'da paylaştığım bir alıntıyı burada da paylaşıyorum :) .

..."Söyle lan parolayı, yoksa yersin kurşunu!""Dur ulan dur! Tamam söyleyeceğum! Neydi lan! Kuşlu bir şeydi! Yok at ile ilgiliydi ya da yok o öncekiydi. Bekir, tamam işte benum! Geç kaldum ama valla...""Söyle lan parolayı!""At kuyruğu miydu?""Yok. At şeyi! Tövbe tövbe! Saymaya başlıyorum lan! Bir... İki...""Hah tamam, ateşböceği!" Dediğinde sırıtıyordum. Tabii tüfeği indirip, "Tanıt şimdi kendini!" Dedim."Dursun Karaca, Trabzon... Ebenizi sikmeden önce nöbeti devralmaya hazırdır devrem," ...

Sonraysa Sedat gelir. Hemde ne gelmek. Ben Duygu'nun gözünden de Sedat'ı sevmiştim ama farklı bir gözden tanımak ve azda olsa Duygu öncesi zamanlarına tanık olup sevmek bambaşkaydı (ah ah, bir Sedat isterken çok ciddiyim!).  Askerlikleri, daha sonra İstanbul'da yolları kesişen Sedat ve Bekir, ve daha sonra Sedat, Bekir ve Ali'nin hayatına giren Duygu!  Unutamayacağım anlardan biri de Sedat'ın, Duygu'yu bulduğundaki o hali. Dağ gibi adam küçüldü sanki...

"Yetişemedim... " dediğinde adeta yerime çivilendim. Ben bugüne kadar her acıyı gördüm, işittim dedim ya...yalan söylemişim. Sedat ona uzanmak istiyor, tutacak yer bulamıyor ve inleyerek ağlıyordu. "Duygum!" Diye inlerken, ben ömrüm boyunca benimle yaşayacak olan, benliğime kazınan bu görüntüyle felce uğramıştım. Yutkunmak, nefes almak, kıpırdamak, yaşayan bedenime bir o kadar tezat ruhum kaybolmuş, bütün yetilerimi kaybetmiştim."

Ve gelelim bir diğer önemlimiz Selma'ya...
Bekir'in kaderi... Öl dese öleceği, bu hayatta istediği tek kadın!
Onlar kendilerini bildi bileli sevdalıdırlar birbirlerine. Ama kavuşmaları hiç kolay olmayacaktır. Ne badireler atlatıyorlar, bir okusanız :). Okurken hem çok eğlendim hemde üzüldüm. Çok çekiyor ikisi de.

..."Mutluluk, avuçlarımda, ruhumda, aklımda aşkla birleşmiş hayatımı cennete çevirmişti. Gelecek mi? Hayal ettiğim kadardı..."

Bekir'in sevdiklerine nasıl 'Can' olduğunu mutluluk, üzüntü ve umutla okuyacağınız bir kitap...

Bitmemesi için direndiğim ve bayılarak okuduğum bir kitap oldu. Zaten Işıl ablayı ve kalemini ne kadar sevdiğimi sağır sultan bile duymuştur herhalde. İki dakika önce güldürüp sonra ağlatabilen tek yazar benim için. Tüm kitap boyunca karakterler ne yaşadıysa ve ne hissettiyse aynılarını bende yaşadım, hissettim. Umarım hep yazarsın ablam.
Ayrıca kitabın kapağına ve baskısına bayıldım. Öyleki durup durup kitaba bakıyorum.

Yazıyı da Işıl ablanın bir sözüyle bitiriyorum...


"Kan olmak değildi mesele...

Mesele can olmaktı..."





Share this:

, , , , , , , ,

Yorumlar

0 yorum:

Yorum Gönder