Vampirlerin Ata'sı Kont Dracula




Öncelikle merhabalar. En son yayınladığım vlogu izlediyseniz Can Yayınlarından çıkan Dracula'yı okuduğumu, kitapla ilgili bir yazı yazdığımı ve bir dergide yayımlanacağını söylemiştim. Ancak dergi işi iptal oldu. Bende özenle yazdığım bu yazının bir kenarda kalmasını istemedim. Dergiye gönderdiğim haliyle yayımlıyorum. Okuduktan sonra yorum bırakırsanız çok sevinirim. Keyifli okumalar :) .



''...İlk yayımlanacak yazım olduğu için konu belirlemek oldukça sancılı bir süreç oldu benim için. En sonunda bana okuma alışkanlığı kazandıran fantastik edebiyat ile ilgili olsun istedim. Benim için fantastik edebiyat vampirler demek. Vampirleri sevipte hala Kont Drakula'yı okumamış olmam kabul edilemez bir şeydi benim için. Böylelikle okuma listemde öne aldım. 

Vampir kavramının doğuşu Habil ile Kabile kadar dayanıyor. Babil'den , Orta Çağdaki efsanelere, Uzak Doğu inanışlarından Nosferatuya uzanan bir süreç. Kont Drakula'nın ön plana çıkmasındaki en büyük etken kuşkusuz Bram Stoker'ın kaleminin kuvveti. 


Öncelikle  Kontun köklerine inersek; etnik kökeni Macardır. Transilvanyada yaşamıştır. Bram Stoker, Eflak Beyi  III. Vlad Tepeş'ten (Kazıklı Voyvoda) esinlenerek Kont Drakula karakterini oluşturmuştur. Hatta Drakula lakabını da ondan almıştır.
Vlad Tepes

Öncelikle  Kontun köklerine inersek; etnik kökeni Macardır. Transilvanyada yaşamıştır. Bram Stoker, Eflak Beyi  III. Vlad Tepeş'ten (Kazıklı Voyvoda) esinlenerek Kont Drakula karakterini oluşturmuştur. Hatta Drakula lakabını da ondan almıştır.

Kontun vampirleşme sürecine değinirsem; ismini ve karakterini aldığı III. Vlad gibi döneminde zalimlikleriyle tanınmıştır. Ölmek üzereyken Kara Büyü okulu Scholomance'da öğrendiği büyüler sayesinde ölümden kurtulmuş ama yaptığı zalimlikler nedeniyle vampire dönüşmüştür. Niyeti dünyayı fethetmektir.




Kitabımızda bu niyeti ile başlıyor. Benim okuduğum baskı Can Yayınlarına ait. Çevirisini Zeynep Bilge yapmış. Kusursuz bir çeviri neredeyse diyebilirim. Yazar kitabı günce ve mektup şeklinde kaleme almış. Birden fazla kişinin güncelerini ve mektuplarını okuyoruz. Bu kişilerin birbirleri ile bağlantılı olduğunu da belirtmek gerek. 

İlk olarak karşımıza Jonathan Harker'ın güncesi çıkıyor. Transilvanya'ya gidişini okuyoruz. Kendisi bir hukuk danışmanı. Transilvanya'ya gidiş nedeni ise Kont Dracula'nın Londra'da satın almak istediği evin işlemleri ile ilgili kendisiyle görüşmek. Yolculuğu sırasında türlü garipliklerle karşılaşır. Ya da uyarılarla demeliyim. İlki Kont Dracula ile ilgili sorduğu soruların cevapsız kalması. 

Bunda ne var? Diyebilirsiniz. Ama Kont haricindeki sorularda Almancanızın anlaşılıpta onunla ilgili sorular sorduğunuzda anlamazlıktan gelinmesi oldukça şüphe uyandırıcı. Bir başka garipliklerden biri Kontun adı geçtiğinde insanların istavroz çıkarması ve onun için şeytan vb ifadelerin kullanılması. Belkide yolculuğu sırasındaki en tüyler ürpertici şeylerden biri kurtların  peşinde olup devamlı uluması.





Neyseki yolculuğu kazasız bir şekilde tamamlanıyor ve Jonathan Harker, Kont Dracula'nın şatosuna ulaşıyor. Yolculuğun sorunsuzca atlatılmasında siyahlar içindeki, kuvveti yerinde olan gizemli arabacının etkisi büyük. 

Kont Dracula'nın şatosunu en iyi kavratan ifade Romanesk mimari. Ya da günümüzdeki ifade ile Gotik mimari. Kemer kubbe, vitraylar ve gül pencereler, çatının üzerine kadar yükselen yivli oklar hayal etmenize yardımcı olmuştur diye umuyorum.

 Bay Harker'ın bilmediği Kontun gerçek yüzüyle kısa sürede karşılaşacağıdır. Evde ilk fark ettiği hizmetçilerin olmamasıdır. Bir kaç oda hariç geri kalanı kilitlidir. Kont gündüz vakti ortalarda gözükmüyor akşam yemeklerinde de Bay Harker'a katılmıyordur. Bir nebze kabul edilebilir olan bu durumlar Bay Harker'ın, Kont'un aksini aynada görmemesiyle değişir. Ne yazık ki iş işten geçmiştir. Kont Dracula'nın şatosunda hapistir!




Bundan sonra İngiltere'de de olaylar başlar. Boş bir gemi batar, genç bir kızın boynunda işaretler belirir, kaybolan ve sonra yaralı bir şekilde çocuklar bulunur, son olarak da tımarhanedeki bir deli sürekli olarak 'efendi'sinden bahseder... Böylece bir grup kişi Kont'un peşine düşer. Zorlu bir kovalamaca onları beklemektedir.

Açıkçası kitabı çok fazla anlatmak istemedim çünkü daha okumamış ve okuma niyetinde olan kişiler vardır mutlaka. Bu yazıya denk gelip de hevesleri kaçsın istemem. 

Kitabın yazıldığı dönem düşünüldüğünde oldukça başarılı bir eser. Dracula karakterinin oluşumu, kurgu, olayların ilerleyiş biçimi her yönüyle başarılı. Belkide tek kusur merak unsurunun yetersiz kalması.  O da kitap nasıl bitecek düşüncesiyle bir nebze gideriliyor. Yalnız Dracula tasviri ile ilgili aklımda kalan bir nokta var ki bahsetmeden geçemeyeceğim. Uzun boylu, simsiyah giyinmiş, beslenme durumuna göre daha genç veya yaşlı görünen, avucunda kıllar bulunan bir adam! O dönemin canavarlaştırma anlayışı herhalde. 

Fantastik edebiyatı, özellikle vampirleri seviyorsanız kesinlikle okumanız gereken bir eser. Günümüz yazarlarından okuduğum vampirlerle ilgili romanları düşündüğümde bu kadar az malzeme ile iyi bir iş çıkarmışlar (özellikle Laurell K. Hamilton) . Daha edebi eserlere yönelecek olursam yine Can Yayınlarından çıkan Gotik , Romantik romanlar serisi tavsiyemdir. ''














Share this:

, , , , , , ,

Yorumlar

0 yorum:

Yorum Gönder