Keşke Senden Nefret Edebilseydim - Lucy Christopher - Yorum


Künye

Orijinal Adı: Stolen
Yazarı: Lucy Christopher
Çevirmeni: Gökhan Yıldırım
Tür: Genç Yetişkin - Günümüz
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Goodreads Puanı: 3.94/5
Benim Puanım: 5/5

Keşke bitmeseydin...

Konusunu öğrendiğimden beri çok merak ettiğim bir kitaptı. Stockholm Sendromunu duymuşsunuzdur sanırım. Alı konulduğunuz süreçte sizi alı koyan kişiye duygusal olarak bağlanmanızla ilgili bir sendrom. Adını Stockholm de gerçekleşen bir vakadan alıyor. Kitabın genç yetişkin olduğu düşünülürse yazar bu konuyu oldukça başarılı bir şekilde işlemiş.

"Sigarayı yaktığında garip bir koku geldi.Tütünden daha doğaldı ama ot kadar keskin değildi. Derin bir nefes çekerek kayalığa baktın.

Bakışlarını takip edince kayaların ortasındaki küçük bir boşluğu fark ettim. Bir geçit gibi görünüyordu.

'Beni daha ne kadar tutacaksın?' diye sordum.

Omuzlarını silktin. 'Tabii ki sonsuza dek.'


16 yaşındaki Gemma, Bangkok havaalanından kaçırılır. Bilinci yerine geldiğinde kendisini Avustralya'da, çölün ortasında bulur. Yalnız çölün ortasında ama haritada gözükmeyen bir çölden bahsediyorum.

Ne elektronik herhangi bir cihaz ne de bir yerleşim yeri vardır yakınlarında. Gerçekten korkunç bir durum. Bu kitaptan önce Stockholm Sendromuna daha sıcak bir gözle bakıyordum (deli misin sen diye düşünebilirsiniz ama 'yabancıyı' okuduysanız bilirsiniz ;) ). Fakat bu kitaptan sonra o kadar da hoş olmayabileceği kafama dank etti.

"Ve eğer merak ediyorsan,' diye yavaşça söze başladın, 'işte o andı.'

'Ne anı?'

'İlk defa seni istediğimi anladığım an. Seni buraya getirmem gerektiğini anladığım an. Sen on yaşındayken değil. O gece. Ondan sonra tüm bunları senin için ayarladım. Her şeyin tamamlandığından emin olmak için çok daha fazla emek harcadım ve seni elimden gelen en çabuk şekilde kurtarmaya çalıştım."


Gemma'nın kaçırıldığı andan itibaren yaşadıklarını ve hissettiklerini Ty'a (kendisini kaçıran kişi) yazdığı mektuptan okuyoruz. Son bölümlere geldiğimde gözyaşlarımı tutamadım. Ty çok etkiledi beni. Onunla ilgili söylemek istediğim bir sürü şey var ama söylemeyip sizin okumanızı, hissetmenizi istiyorum.


"Nasıl geri geldik?'

'Başta seni taşıdım, sonra devenin üstüne koydum. Gece boyunca yürüdük.' Başınla bardağı işaret ettin. 'Daha ister misin?'

Başımı salladım. 'Ya araba?'

'Bulamadım. Seni bulduğumda bana doğru geliyordun.'

'Sana doğru mu?'

Başınla onayladın. 'Ben de arabanın muhtemelen bir yerlerde saplandığını ya da bir şekilde bozulduğunu düşündüm, sen de öylece yuvaya dönüyordun.'

'Yuva mı?'

'Evet.' Dudakların kıpırdadı. 'Bana dönüyordun."

Değişik duygular içinde kalacak, kendi fikirlerinizle çelişecek şeyler düşünmeye başlayacaksınız. Hiçbir kitaba benzemiyor. Ve bence okunması gereken kitaplardan. Çevirmeni de tebrik ederim kitabı güzel bir Türkçe ile okumamızı sağladığı için. Kitaba gerçekten bayıldım. Sadece okuyun. Ve seçtiğim bir kaç alıntı daha:


"Kafamda her şey netleşirken kapının dışındaki tahta kasanın üstüne çöktüm. İçimde hep küçük bir umudu canlı tutmuştum, kaçabileceğim umudunu. Fakat ansızın bir şeyin farkına vardım. Kum ve sonsuzluk manzarası... her şey bundan ibaretti, hayatım artık buydu. Beni bir şehre geri götürmediğin sürece bütün görebileceğim buydu. Artık aile, arkadaşlar veya okul yoktu. Londra yoktu. Yalnızca sen. Yalnızca çöl."

***

"Elimi sana uzattım. Dirseğini yakaladım. Parmaklarım tenini kavradı. Kalan tüm gücümle koluna asıldım. Seni Kendime çektim. Bana izin verdin. Kolayca aşağı eğildin. Ve ansızın orada, yakınımdaydın. Parmaklarımı sürerek kolundan çıplak göğsüne kadar vücuduna dokundum. Sıcaklığını hissettim. Boynunu arkasından tuttum.

Ardından son gücümle yüzünü kendime doğru çektim. Sana ulaşabilmek için başımı yastıktan birazcık kaldırdım. Tenin, tenimin santimetreler ötesindeydi. Dudakların çok yakındı. Dudaklarım yanağına ulaştı. Kirini, tuzunu ve terini tattım. Sakalının sertliğini hissettim. Nefesinin sıcaklığını hissettim. Okaliptüs kokusunu aldım. Yumuşak dudakların tenime dokundu."

***

"... Senin o dairede olmanı istiyordum. Kollarının bedenimin etrafında, yüzünün benimkine yakın olmasını istiyordum. Kokunu istiyordum. Ve bunlara sahip olamayacağımı -olmamam gerektiğini- biliyordum. En çok nefret ettiğim de buydu. Senin belirsizliğin. Beni kaçırdın, hayatımı tehlikeye attın... Ama seni sevdim de..." 

Share this:

, , , , , , ,

Yorumlar

0 yorum:

Yorum Gönder