ÇİLEK MEVSİMİ İle İlgili Burcu Büyükyıldız İle Bir Röportaj


Sürpriz bir röportajdan herkese merhaba :) . Aslında röportajı yapacağım önceden belliydi. Ama zamanı belli olmadığı için duyurusunu yapmamıştım. Çilek Mevsimi yeni çıkan bir kitap olmasına rağmen şimdiden kitap satış sitelerinde ve kitapçılarda çok satanlarda ( Maşallah diyelim ; ) . Bende güzel kitabımızın güzel yazarıyla bir röportaj yaptım sizin için. Yazarımızın samimi itiraflarını merak ediyorsanız yazının devamına geçelim :) .




1)Bize biraz kendinden bahseder misin?                                                                                                                                              Bahsedeyim elbette :) . 1987 yılında İstanbul'da doğdum. Eğitimime de yine burada devam ettim. Yıldız Teknik Üniversitesi İşletme bölümünden 2010 yılında mezun oldum. O zamandan beri de İnsan Kaynakları alanında çalışmaya devam ediyorum. Tüm bunların dışında, okumayı seven, arkadaşlarıyla ve ailesiyle vakit geçirmeyi her şeyden daha çok seven biriyim. Biraz sabırsız, biraz geveze ... :)


2) Genellikle boş zamanlarında neler yaparsın? 

Zamanımın çok büyük bir çoğunluğunu elbette ki eşimle geçiriyorum :) .Kuzenlerimden ve en yakın iki dostumdan oluşan küçücük bir grubum var. Kız kıza vakit geçirdiğimiz, bol dedikodu, bol alışveriş, bol kahkahadan oluşan bir topluluk bu :) .Adı da Gıybet Yuvası... Yine zamanımın büyük bir kısmı onlarla birlikte geçiyor. Kısaca sevdiklerimle tüketmeye çalışıyorum zamanımı... Bir de yazarak tabi ki, bunu es geçmem doğru olmaz :) .

-Ahaha gıybet yuvası ha, neden öyle :D ?

Aslında bu ismi bize eşim taktı :). İçlerinde ilk evlenen bendim. Dolayısıyla kız kıza eğer evde toplanacaksak, mekan her zaman bizim ev olurdu. Mutfakta yapılan fiskoslar, içilen Türk kahveleri ve bitmek bilmeyen kıkırdamalar, eşimin bizimle dalga geçmesine sebepti her zaman :) İşte öyle bir gün, Gıybetin 5 atlısı toplanmış dedi, adımız da Gıybet Yuvası oldu.

3) Peki yazmaya ne zaman başladın?

Yazmaya 2012 yılında başladım aktif olarak. Aslında lise hatta ortaokul dönemimden beri, farklı kurgular aklımda dolanıp dururdu. Ancak açık söylemek gerekirse, boş bir Word sayfasının karşısına geçip, yazmaya başladığımda beni neyin tetiklediğini anımsayamıyorum. Tek hatırladığım çok uzun zamandır aklımda olan bir kurguyu yazmaya başladığım... :)

4) Aynı zamanda çalışan bir bayan olduğun düşünülürse yazmak hayatının hangi kısmında yer alıyor?

Çok büyük bir kısmını kaplıyor aslında. Herhangi bir sebepten, vakitsizlik ya da ilhamsızlıktan dolayı, yazamadığım zamanlarda mutsuz hissediyorum kendimi. Dolayısıyla aslında tamamen içimdekileri dökmek için başladığım yazma eylemi, uzun zaman önce hobi kavramından sıyrıldı ve yaşamımda olmazsa olmazlar arasında yerini aldı.

5) Bildiğimiz üzere Çilek Mevsimi daha önce İnternette yayımlanıyordu. Daha sonra kitap olarak basılmasını istemen de hangi düşünceler etkili oldu?                                                                                                                                         Aslında karakterlerimin tamamı hep kıymetli oldu. Ama sanırım ilk Çilek Mevsimi ile bu yolculuğa çıkmam istememdeki ana neden, karakterleri bir başka sevişim oldu. Çilek Mevsimi çok duygu yoğun bir aşk hikayesi... Bu nedenle ayrıca özel benim için. Gelen yorumların, okuyucularımın desteklerinin de etkisi yok diyemem. Ancak asıl ana neden, benim Çilek Mevsimini kağıt kokusuyla buluşturmayı çok istememden kaynaklanıyor.

6) Peki kitabının çıkacağını eşine söylediğinde ne tepki verdi?

Kitabımın çıkacağını duyduğunda tüm bu süreçte beni destekledi aslında. Yayınevi süreçlerinin tümüne hakimdi. Asıl ilk yazmaya başladığımı duyduğunda çok şaşırmıştı. Hep çok okuyan biri olmuştum ve aslında onu da okumaya teşvik eden bendim. Ama yazmak... Bu çok ayrı bir şey... Ama tüm şaşkınlığına rağmen gurur duyduğunu her zaman belli etti :) .

7) Kitaba baktığımızda günümüzde devam etmekte olan bir soruna değinmişsin. Aşiret. Hâlâ devam eden bu sorunla ilgili ne düşünüyorsun?

Aslında bu tek kelimeyi duyanlar kitaba karşı ön yargılı olabiliyorlar. Ancak kitabın tamamını okuyanlar bilirler ki bu bir aşiret hikayesi değil. Kaldı ki tamamıyla bir aşiret ya da bir töre hikayesi yazabilecek kadar o kültüre hakim değilim ve bilmediğim konular hakkında ahkam kesmek pek huy edindiğim bir şey değildir.

Bu her şeyden önce bir aşk hikayesi... Terk edilmiş bir kadını, sevdiği kadını ardında bırakmak zorunda kalan bir adamın anlatıldığı bir aşk.

Zaten kitabı okuduğunda sen de fark edeceksin, aşiret ile ilgili konulara ne kadar az değindiğimi. Zira o kısımlarda bile her zaman Yağız'ın duyguları ön planda.

Ancak yine de aşiret bu ülkenin bir gerçeği... Töre de öyle... Bazen "ayyy aşiret hikayesi mi" diyerek küçümsediğimiz hikayeler, o coğrafyada yaşayan insanların yaşam biçimi haline gelmiş. O nedenle bu gerçeği asla küçümsemem ve hikayemin içinde küçücük de yer aldığı için mutluyum :) .

8) Bu sahneleri yazmak zor oldu mu?

Aslında evet. Sahneleri yazmaktan ziyade, zaten töre ile ilgili çok detaya girmediğimden beni zorlayan kısımlar değildi. En fazla zorlandığım olay geçmişe dönüş ile şimdiki zaman arasındaki ahengi yakalamaktı. Çünkü amacım her geçmişe dönüşün, şimdiki zaman anlatımında önünü açmaktı. Yani ikisi arasında bir bağlantı kurmak ve anlatılan olaylar arasında bir benzerlik sağlamaktı. Başarabildim mi bilmiyorum ama evet, bu zorlandığım bir kısımdı :) .


9) Daha kitabın ilk bölümünde Miranın terk edildiğini okuyoruz. Sen Miranın yerinde olsan Yağızı affeder miydin?                                                                                                                                                                                         Evet kitap tam da dediğin gibi başlıyor. Aslında Yağız'ın başka nedenleri olsaydı ya da çok daha farklı bir karakter olsaydı, Miranın da daha farklı davranacağı su götürmez bir gerçek. Ben olsam... O kadar kolay unutabilir miydim bilmiyorum... Isıtıp ısıtıp adamın önüne de koyabilirdim bunu. Ama yine de... Yağız aşkına sadık ve çok güzel seven bir adam. Affedemeyeceğim tek şey aldatma olurdu... Zira benim karakterlerimin de öyle. Dolayısıyla bu olmadığı için, evet Yağız gibi seven bir adamı ben de affederdim.
10) Sence aşk nedir? Aşk her şeyi affeder mi?

Aşkı tarif edebilir miyim bilmiyorum. Tek bildiğim aşkın şiddetini her daim devam ettiren bir duygu olmadığı. Hayatınızdaki kişiye (ki ben kesinlikle insanın kalbinin yalnızca bir kişiye ait olabileceğini düşünüyorum) birden fazla kez, değişik şekillerde aşık olabilirsiniz. Bazen farklı bir bakış bile kalbinizin ritmini hızlandırabilir. Ama tüm bunların dışında aşk tek başına, sevgi, saygı, arkadaşlık ve en önemlisi de sadakat olmadan yeterli bir olgu değil. Ve hayır... :) Aşk her şeyi affetmez... :)

11) Tombik Erim paşamızı da unutmamak gerek . Mira ve Erim arasındaki anne ve bebek bağını çok güzel yakalamışsın. Okurken kendimi Mira yerine koyabildim. Bu bağı nasıl yakaladın şu an çocuğun olmamasına rağmen?

Bu tamamen bebek sevgisinden kaynaklanıyor :) . Aslında Tombik Erim Paşa, eşimin iki yeğeninin karışımı gibi... :) .
Onların doğdukları andan itibaren her anlarına şahit olmam, Erimli sahneleri yazmamı kolaylaştırdı. Ağza sokulan yumruklar, oburluk, gülüşler ve daha bir çok şey... Aslında her bebeğin yaptığı şirinlikler... Annelik duygusunu verebildiysem ne mutlu... Bu da sanırım hemen her kadının içgüdüsü olsa gerek... :)

12) Çilek Mevsimi 5 kitaplık bir serinin ilki. İkinci kitapta hangi karakterler bekliyor bizi? Ve çıkış tarihi belli mi?

Evet aslında her ne kadar seri olsa da bağımsız okunduğunda da bir eksikliğin olmayacağı hikayeler yazıyorum. Kısacası devam hikayeleri değil. Ama tanıdık karakterlerin hikayelerinden oluşan bir seri. Serinin ikinci hikayesi, Çilek Mevsiminin baş karakteri Miranın abisi Sarp'ın... Ki kendisini Çilek Mevsiminde kısaca okumak mümkün. Tarih... :)
Bilemiyorum. Tamamen yayınevinin takdiri. Bir şey söylemem doğru olmayacaktır :) .

13) Son olarak okuyucularına söylemek istediğin bir şey var mı? 

Hepsine desteklerinden, arkadaşlıklarından dolayı teşekkür etmekten başka bir şey yapamıyorum :) .Umarım onlarla imza gününde bir araya gelip, tanışabiliriz.


Share this:

, , , , ,

Yorumlar

0 yorum:

Yorum Gönder